İnegöl olaylarından çıkarılacak dersler
Tuncer Günay
29 Temmuz 2010
İnegöl olayları elbette ki, birdenbire ve kendiliğinden ortaya çıkmadı. Olayların başlayıp hızla tırmanması ve neredeyse bütün bir yerleşim yerini kaplaması müthiş bir provokasyon mühendisliğinin başarısıdır.
Buradaki başarı, olayların başlamasına yol açan sıradan ve adi bir sokak kavgasına karışan kişilerin iki farklı etnik kesime ait olduklarının görüldüğü andan itibaren, provokatör unsurların derhal ve çok hazırlıklı bir şekilde harekete geçerek provokasyonun ilk aşaması olan fısıltı gazetesini çalıştırmaya başlamaları, ardından da kitlesel öfkenin doruk noktasına çıktığı bir sırada öncü 2 veya bilemediniz en fazla 4 kişi ile ilk eylemi yapmalarındadır. Tüm bu süreç kolayca ve çok başarılı bir şekilde uygulanmış ve bütün bir şehir halkı, ilk önce yılların ekonomik sıkıntılarının, rant kavgalarının ve son zamanlarda ardı ardına gelen şehit cenazelerinin getirdiği öfke birikimiyle çığırından çıkarılmıştır. Çığırından çıkan bu kızgın ve şuursuz kitle, önce hasımlaştığı diğer etnik tarafın temsilî adreslerine yüklenmiş ancak buradan örgütlü ve sert bir direniş görünce bu kez cinnet aşamasına geçmişler ve hiçbir şekilde kontrol edilemez hale geldikleri için de kendilerine müdahalede sert ve kayırmacı davrandıklarını düşündükleri polise yani devlete odaklanmışlardır.
Kitlesel cinnetin ve çatışmaların hem sivil hem de resmi bloklara yönlendirilmesi ve cinnet enerjisinin ancak tahribatlar tamamlanıp doğal yollarla boşalması provokasyon mühendislerinin en önemli başarısıdır. Bir ayaklanma ölçüsünde gerçekleşen bu olayların Kahramanmaraş tipi bir kitlesel katliamlar boyutuna dönüşmemesinin en önemli nedeni, kontrolsüz grupların kilitlendikleri asıl hedefi bırakıp polise odaklanmaları ve tüm enerjilerini dar bir sahada, güçlü bir muhataba boşaltmalarıdır. Bu İnegöl'ün şansı, polisin ağır bedel ödemek pahasına kazandığı bir başarıdır. Polis öfkeli kitleyi kendi üzerine çekerek ilçedeki diğer etnik grupları ve genelde de tüm İnegöl'ü büyük bir felaketten kurtarmıştır. Olaylar bastırılmış, geriye de çok ders bırakmıştır. Çıkarılacak dersler şunlardır:
1- Doğu ve Güneydoğu'dan göç alan sanayi ve turizm tipi ekonomiye sahip Batı'daki, İç Anadolu ve Karadeniz'deki tüm kasaba ve ilçeler; siyasi kıpırtılar, yerel rant kavgaları, ekonomik pastayı paylaşma çekişmeleri, göç edip gelenlerin öbeklenme şeklinde toplanarak ayrı mahalle ve semtler kurmaları ya da oralara yerleşmeleri, göçmenlerin sorunları ve şikâyetleri, etnik istismar yaparak siyaset yapan partilerin toplantıları düğünleri, etnik taraflar arasında cereyan eden ama aklıselim insanların çabalarıyla kapatılan ufak tefek adlî ya da adi olaylar sorumlular tarafından dikkatle izlenmediği takdirde her biri aslında patlamaya hazır etnik dinamittirler.
2- Bayramiç, Gebze, Bozüyük, Bandırma, Karacabey, Mustafakemalpaşa, Ödemiş, Tire, Bergama, Edremit, Ezine, Edirne merkez, Nazilli, Söke, Marmaris, Muğla merkez, Bafra, Samsun merkez, Dilovası, Gemlik, Bayındır, Akyazı, Adapazarı merkez, Söğüt, Susurluk, Şile, Ümraniye, Halkalı Çatalca, Hayrabolu, Keşan, Fethiye, Manavgat, Serik, Isparta merkez, Dinar, Aydın merkez, Bilecik merkez, Kırıkkale merkez, Sincan, Etimesgut ve dahası var... Buralar yukarıda saydığımız ve sayamadığımız pek çok nedenden dolayı provokasyon mühendislerinin son aylarda çok yoğun saha araştırması yaptığı, olaylara zemin hazırlığı ve uygun bir olay veya zaman kollayarak aportta bekledikleri yerlerdir. Buralarda hem yerel milliyetçilik (yerlilik) hem de ulusal milliyetçilik akımları çok güçlü olup aynı zamanda yoğun bir göç de almaktadırlar. Provokatörler sadece Kürt-Türk değil aynı zamanda, Roman, Çerkez, Ermeni, Alevî kimlikler üzerinde de programlar geliştirmektedirler.
3- İnegöl olaylarındaki sonuç, provokasyon mühendisliği yönünden büyük bir başarıdır. Burada oldukça klasik yöntemler kullanılmış ancak zemin zaten çok hazır ve elverişli olduğu için amaca kolayca ulaşılmıştır. Eğer enerji polisin üzerine boşaltılmamış olsaydı kesinlikle büyük katliamlara yol açan halk çatışması yaşanacaktı. Bu gelişme belki de merkezden çevre yerleşimlere ve oradan da yukarıdaki yerleşimlere doğru hızla yayılarak hükümetin hatta AK Parti'nin siyasal sonunu getirecekti. Referandum öncesinde ülke çapında, siyasi havayı ağırlaştırmak, tansiyonu yükseltmek suretiyle bir sosyal ve siyasi buhran ve umutsuzluk oluşturarak hükümete güvenilemeyeceği zehabı uyandırmak isteyen karanlık bir yapı yeni İnegöl'ler, Dağlıca'lar ve Reşadiye'ler sahnelemek için işbaşındadır. Toplum ve barış düşmanı Apo, İmralı'dan avukatları kanalıyla yaptığı açıklamada Batı şehirlerimizde Kürt-Türk çatışmaları çıkabileceğini söylemiştir. Apo'nun örgüte mesaj vermede kullandığı enigmayı iyi bilen istihbarat çözümlemecilerine göre bu mesajın anlamı 'Batı şehirlerinde Kürt-Türk çatışmaları çıkarın.' demektir. Bu mesaj çok ciddi bir provokasyon dalgasıyla yüz yüze geleceğimize işaret etmektedir. Apo, her zamanki gibi yine korunaklı, sıkı gözetimli, konforlu ve muhkem sığınağından, ülkenin referandum oylamasına odaklandığı ve büyük yargısal hesaplaşmalara girdiği bir dönemde, henüz ve her nedense tam deşifre edilememiş olan karanlık bir merkezden ve esrarengiz bir kanaldan aldığı şenî bir talimatı şehirlere serpiştirilmiş olan örgüt elemanlarına aktarmıştır.
Mesajın zamanlaması ve olayların gündemi oluşturan referandum ve yargılama dalgasıyla örtüşmesi çok dikkat çekicidir. Şaltere İnegöl'de basılmıştır ve bu yeni bir safhanın da başlangıcıdır. Hükümetin ve toplumun bütün dikkat ve enerjisi bu provokasyonlarla buralardaki olaylara kilitlenirken belki de aynı zamanda Güneydoğu'nun küçük bir alanında da özerk ya da bağımsız bir devletin kurulduğu ilan edilecektir. Bu da provokasyonların şahı olacak ve ülkeyi tam bir Yugoslavya'ya çevirecektir. Zaten bunu yapacaklarını da Murat Karayılan geçtiğimiz günlerde söylemiştir. Bu nedenle valilerin, kaymakamların emniyet ve istihbarat sorumlularının bugünlerde gözlerini dört açmaları ve sorumlu oldukları yerlerde olan biten her olumsuz harekete anında müdahale ederek provokasyonlara hazırlıklı olmaları gerekmektedir. Ramazan ayına ve özellikle arefe gününe dikkat... Çünkü PKK'nın Hakkari Şırnak gruplarının Şemdinli ile Güçlükonak arasında bir yerde veya Tunceli'de büyükçe bir askerî üsse ya da karakola tabur düzeyinde bir grupla Dağlıca tipi büyük bir darbe vurmaya hazırlandıkları istihbaratını ben bile buradan, Ankara'dan almış bulunuyorum.






