MHP'nin 'haklı infial'i PKK'nın 'kent isyanları'...

Yasin Aktay
29 Temmuz 2010

Terör olayları, her zaman kirli senaryolara zemin hazırlar. Sadece terör örgütlerinin senaryoları değil, bu olayları kendileri açısından fırsat olarak gören bazı mahfiller de kirli hesapların içine girerler.

Son günlerde yaşananlar, kirli senaryoları, kirli oyunları gözler önüne seriyor. Sarhoşların sebep olduğu basit bir asayiş meselesi hemen kitlesel bir olaya dönüştürülüyor. Provokatörler adeta pusuda bekliyor ve her türlü olayı kendileri için fırsata çevirmeye çalışıyorlar. İnegöl olayları, kasıtlı bir "karıştırma" hadisesi olarak görünüyor. Ardından Dörtyol'da yaşananlar, provokatörlerin mesai yaptıklarını gösteriyor. Erzurum'daki duruşmaya giden BDP heyetine taşlı saldırıda bulunulması da planlı bir girişim olduğunu ortaya koyuyor.

Elbette yaşanan terör olayları sonrasında toplumsal bir tepki oluşabilir. Ancak bu tepkinin hak-hukuk tanımayan, ortalığı birbirine katan, bölge sakinleri arasındaki kardeşliği zedeleyen bir fitneye dönüşmesi doğru değildir. Bu olayların, İnegöl ve Dörtyol'da yaşayan Kürtlere yönelik bir saldırganlığa dönüşmesi, hiç de kendi halinde bir durum olmadığını ortaya koyuyor. Birileri, Türkler ile Kürtler arasında ayrışma oluşturmaya, toplumsal birliği çökertmeye çalışıyor. Milliyetçi hassasiyetleri kaşıyan insanların bu senaryolarda öne çıkması çok manidardır. Ülkücülerin ve MHP'lilerin özellikle bu işlerin dışında kaldıklarını göstermek varken, ön saflarda görülmeleri çok yanlış olur.

MHP lideri Bahçeli Hatay'da yaşanan olayları "haklı infial" olarak nitelendirmiş. Doğrusu bu hukuksuzluğu meşrulaştırmak ve bu saldırganlıklara prim vermek legal bir partinin genel başkanına hiç yakışmaz. Polisi vuran zihniyeti lanetlerken, polis araçlarını yakan, polis merkezlerini taşlayan zihniyete çanak tutmak doğru olur mu? Bu ikisi de aynı amaca hizmet etmiş olmuyor mu? Bahçeli'den beklenen daha önceki zamanlarda olduğu gibi tabanına uyarıda bulunması, serinkanlılık tavsiye etmesidir. Bahçeli, İnegöl'le ilgili ise, "Başbakan'ın PKK açılımı ile Türk milletinin toplumsal bünyesine soktuğu etnik mikrobun kontrolsüz bir tırmanışla çatışma ortamına zemin hazırladığını acı bir şekilde ortaya koymuştur" diyor. Biz inanıyoruz ki, her türlü etnik farklılık, dil, renk Allah'ın bir ayetidir, bunları mikrop olarak görmek büyük bir yanlıştır. Etnik farklılıkları siyasi ayrışma vesilesi haline getirenler elbette vahim bir hata yaparlar. Asıl, İnegöl ve Dörtyol'da Kürt esnafın işyerlerine saldıranlar bu etnik mikrobu bünyesinde barındırmış oluyor. Bahçeli bu insanlara seslenip "bünyenizdeki etnik mikrobu ortaya koymayın, binlerce yıllık kardeşliğimize halel getirmeyin" demeliydi.

Bütün partilere düşen, sorumlu davranmak ve sağduyu telkin etmektir. Bu hukuksuzlukları ve provokasyonları haklı çıkarmaya çalışmak büyük bir vebal olur, Türkiye'nin yapıtaşlarını çözmeye destek vermek anlamına gelir.

Malum PKK'nın son dönemdeki stratejisi "kent isyanları" çıkarmak. Peki şehirdeki Kürtlere yönelik saldırgan davranışlar sergileyenler, sokak çatışmalarına zemin hazırlayanlar, PKK'nın bu amacına hizmet etmiş olmazlar mı?

Teröre tepki gösterdiğini sanan insanların bu yaptıkları toplumsal yapımıza dinamit koymak, kardeşlik bağlarımızı sabote etmek anlamına gelmez mi?

PKK'nın kanlı hesaplarıyla, provokatörlerin kirli oyunları bir ara geldiğinde daha büyük bir senaryo ortaya çıkar ki, bu Türkiye'nin menfaatine bir durum olarak yorumlanamaz.

Parti başkanlarına düşen bu oyunu görerek, Türkiye'ye zarar verecek söylemlerden kaçınmak olmalıdır.