1909-2010

Mehmet Sebatlı
28 Temmuz 2010

1909-2010

Yüzyılda neler değiştiğine bakalım mı? 

(6 Nisan 1909, Adana) Adana'da ayaklanmalar olmuştu. Kalabalık, Ermeni mahallesini yağmalamıştı. Altı yıl sonra çok daha büyük çapta olacakların provası gib bir şeydi... Ama bu bile dehşetti. Yüzlerce ölü, belki de binlerce. Pek çok yer yakılmıştı... Birkaç sokak ötede, sağ tarafta, bir kalabalık yürüyor ve güpegündüz meşaleler ve sopalar taşıyordu... Binlerce gözü dönmüş kuduruk, toz toprak tepiniyor, sardıkları evin etrafındaki parmaklıkları sarsıyordu. Bağırıyorlardı: "Allah-u Ekber! Kahrolsun gavur Ermeniler! Defolun Ermeniler!" Birkaç saniye sonra öldürmek, yağmalamak, yakmak için içeri girmiş olacaklardı... Ermenilerin çoğu Adana ve diğer taşra kentlerinden kaçıyor, başkent İstanbul'da toplanıyordu. Yani, kaplanın pençesinden kaçıp, ağzına sığınmak! Sonrası malum... 


(6 Eylül 1955, Istanbul) İstanbul Ekspres'teki manşet: “Atamızın evi bombalandı”. O dönemde kurulmuş olan 'Kıbrıs Türktür Cemiyeti' üyeleri bütün İstanbul'da bu gazeteyi satmaya ve halkı galeyana getirmek üzere kullanmaya başladı. Başta İstanbul olmak üzere, İzmir ve Adalar’da Rumlara ve diğer gayrimüslimlere karşı büyük bir linç ve yağma hareketi başladı... İki gün süren olaylarda birçok gayrimüslim yaralandı, ölenler oldu. Maddi hasar ise çok büyük boyutlardaydı. Kalabalık güruhun önüne çıkan tüm dükkân ve kiliseler yağmalanmıştı. Devletin kolluk kuvvetleri önceden haberdar oldukları halde herhangi bir müdahalede bulunmadan olayları izlemekle yetindiler... Rum, Ermeni mezarlıkları da talan edildi, ölüleri mezarlarından çıkardılar; dertleri sadece yaşayanlarla değildi, ölülerin dahi huzurunu bozdular... Sesler yükseliyor: Rumlar, Yunanistan'a, Ermeniler yerin dibine! Bir Rum anlatıyor: "Kömürcü olan karşı komşumuz Tepebaşı'ndaki bakkal dükkanımıza geldi, 'Dükkanı erken kapatsan iyi olur ve bir de bayrak çıkart' dedi. Bir anlam veremedik. Ardından bir baktık ki kalabalık, ellerinde sopalar ve baltalarla yürüyor. Hemen dükkanı kapattık, yan dükkan bayrak astı bir tane de bize astık." 

(22 Aralik 1978, Maraş) Cenazeler camiye yaklaştığında toplanan saldırganlar "Komünistler Moskova'ya, Katil İktidar" sloganlarıyla saldırıya geçer. Üzerlerinde bulunan taş, sopa, kiremit parçaları ve patlayıcı maddelerle korteje saldırmalarının ardından polisin grupların arasından çekilmesi ve jandarmanın yetersiz olmasıyla cenaze korteji dağılır ve cenazeler sahipsiz kalır.... Gruplar halinde kent içine yayılarak Aleviler’in yoğun olarak bulunduğu mahallelere saldıran faşistler önlerine çıkanları dövmeye, ev ve işyerlerini tahrip etmeye başlar. DİSK, TÖB-DER, Pol-DER, CHP, TİKP, Tekstil Sendikası ve Sağlık Müdürlüğü binaları yıkılıp yakılır, av tüfeği satan dükkanları talan ederek silahları alırlar... Aleviler’in yaşadığı mahallelerde otomatik silahlarla saldırılar başlarken, bir yandan da işaretlenen evlere benzinli gazlı, yanıcı maddeler atılmaya başlanır. Ardından evlere girilerek kadın, çocuk demeden linç, tecavüz ve işkenceler başlar... Resmi açıklamalara göre 111 (halk sayının fazla olduğunu iddia eder) kişi yaşamını yitirmiş, 100'e yakın işyeri tahrip edilmiştir, yıkılmıştır.


 (27 Temmuz 2010, Dörtyol) İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde toplanan ülkücü grup, polislere saldırıyla ilgili gözaltına alınan kişilerin kendilerine verilmesini istedi. Bu sırada "PKK dışarı", "Kürtleri istemiyoruz" sloganlarını atan grup, Çarşı Merkezi'ne doğru ırkçı sloganlar eşliğinde yürümeye başladı... Irkçı grup tarafından ilk olarak BDP'nin Dörtyol İlçe Binası'na saldırı düzenlendi ve bütün camları kırıldı. BDP binasına giren grup, binadaki eşyaları dışarı attı ve ardından binayı ateşe verdi. Grup, bu sırada da Kürtler ve onların değerleri aleyhinde sloganlar atmaya başladı... Görgü tanıkları, Kürtlere ait 24 tane dükkanın ülkücülerce yakılıp talan edilmesinin, polis gözetiminde gerçekleştiğini söylüyorlar. Talan edilen işyerinin sayısı 50'ye yaklaştı... Evinin ve işyerinin balkonuna Türk bayrağı asmayanlar da, ırkçıların hedefleri oluyor. Ülkücüler, ilçede "bayrak kontolü" yaparken, dükkanına bayrak asmayan bir dönerci dükkanı, polis ve askerlerin gözleri önünde talan edildi.

* * * *

1915'te bir buçuk milyon Ermeniye yapılanları, Temmuz 1993'te Sivas'ta Alevi aydınlarına yapılanları ve yaklaşık 15 yıldır Türk metroplollerinde Kürtlere karşı artık olağan hale gelen yüzlerce etnik saldırı ve linç girişimini anlatmaya ne yerimiz yeter, ne de sizin okumaya sabrınız... 

Hasip Kaplan kızmasın diye İnegöl'deki 'kardeş halk tosunlarının', Kürtlere yaptığı ve edeb sınırlarını aşan küfürleri yazmıyoruz.

Koca bir asırda hiç mi bir şey değişmedi?

Değişti canım... 

Mağdurlar değişti... Cellat ise hep aynı kaldı, hiç değişmeyerek.