Kürt Müziğinde Dengbêjlik*

Nezan N. Çelebi
25 Temmuz 2010

SÖZLÜ KÜLTÜR


Müzik, toplumların sosyolojik, kültürel, politik, psikolojik, ekonomik vb. yapılarıyla, evreleriyle ve kimlikleriyle ilişkilidir. Kürt müziği, genellikle ortak bir biçim içinde yaratılıp üretildiği zamandan bugüne kadar yaşayan, bulunduğu yöre ve çevrelerde icra edilen; çoğunlukla anonim bir müziktir. Bu geleneksel müzik, yerel kültürün izlerini taşır ve 20. yüzyıldan önceki yaratıcılarının adları çoğunlukla gün yüzüne  çıkarılmış değildir. Edebiyat tarihçilerinin Türk edebiyatını dönemlere ayırma mantığı aslında Kürt edebiyatı için de geçerlidir.


Kulaktan kulağa aktarılarak günümüze kadar ulaşan geleneksel Kürt müziğini ve onun dayandığı sözlü kültür zenginliklerini; Kürtlerin tarihsel süreç içerisinde geçirdikleri evreleri ve toplumsal yapılarını, bağlı bulundukları devletlerin baskı ve asimilasyon politikalarını, Kürt halkının varoluş mücadelesini incelemeden yorumlamak güçtür.


Bağımsız gelişimlerini yaşayacakları siyasi bir yapılanmaya gidemeyen Kürtler, bağlı bulundukları devletlerin asimilasyon ve baskı politikalarını esnetebildikleri ölçüde kültürel değerlerini hayata geçirebilmişlerdir. İşte bu varoluş sürecinde “Kürt folklorü” ya da “sözlü kültürü”, özelde de Kürt müziği; Kürtlerin kültürel kimliğini korumada ve gelecek kuşaklara aktarmada önemli bir toplumsal ve kültürel işlev üstlenmiştir. 


Sözlü edebiyat, ,insan ve dil varolduğundan beri sürekli biriken bir dünyadır. Bu yüzden de kendisine “anonim-ortak halk edebiyatı” denir.

Kollektif hafıza: sevdalardan ayrılıklara, savaşlardan barışlara, günlük hayatta yapılan işlerden doğal  yaşam ile kurulan bağlara, aşiretler arası ilişkilerden kahramanlıklara, av törenlerinden iyi/kötü mîrlere, dini ritüellerden düğünlere, töresel vaka’lardan didaktik öğelere, ninnilerden çocuk tekerlemelerine, ağıtlardan masallara, göçlerden atasözlerine, halk hikâyelerinden destanlara kadar kimi anonim, kimi söyleyeni belli birçok sözlü kültür zenginliği dengbêjler, çîrokbêjler ve stranbêjler tarafından kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.


Kimlik reddi, asimilasyon, baskı ve göçler de hesaba katılınca, ‘Kürt folkloru’ ya da ‘sözlü kültürü’, özelde de Kürt müziği; Kürtlerin etnik/kültürel kimliğini korumada başat bir role sahip oldu.


Büyük oranda sözlü anlatım alanıyla sınırlandırılmış bir halkın hayatında müzik, doğal olarak ve alışılmışın dışında, daha ayrıcalıklı bir konuma sahip olmuş ve farklı bir toplumsal işlev üstlenmek durumunda kalmıştır. Bunun önemli bir sebebi, Kürtlerin anadillerini yazılı olarak kullanmasının önündeki –tarihin çeşitli aşamalarında çeşitli nedenleri olmak üzere- engellerdir.


Bazı araştırmacılar Kürtlerde ‘aşırı folklor bolluğu’ diye bir olgudan sözederler ki; bu da Kürt kültürünün bugüne bu kadar canlı olarak ulaşmasının sırrıdır.


 
Kürtlerde yazılı kültürün çok güçlü olmaması ve canlı bir folklorun yaşayabilmesi birbirlerinin sebebi ve sonucudur. Bahsi geçen sözlü kültür öğelerinin bugüne taşınmasındaki en büyük pay –yakın dönemi saymazsak- ‘dengbêj’ adı verilen ‘şarkı söyleyen, hikâye anlatan’ gezgin, halk ozanlarına aittir.


Gezgin dengbêjlere rağmen ‘sözlü Kürt kültürü veya ‘Kürt müziği tamamen homojen değildir. Aksine Kürtlerin yaşadıkları bölgeler bu açıdan belirgin farklılıklar gösterirler. Bunun temel nedenleri ‘coğrafi farklılıklar’ –örneğin; dağ ve ova müzikleri ve yaşam tarzları birbirinden oldukça farklıdır ki bu da doğayla iç içe yaşayan bir halk için oldukça normaldir- ve diğer halklarla iç içe yaşanan bölgelerdeki karşılıklı etkileşimdir.


Sözün iletimi ve dolayısıyla iletişim, biçimlendiği kültür açısından iki önemli kırılma noktası oluşturur: sözden yazıya geçilmesi ve yazıdan elektronik çağa geçiş. Sözlü kültürde iletişim konuşma dilinden ve tarihsel bellekten oluşur. Ancak söz yazıya geçirilince durağanlaşır.


Sözlü kültür, anlatma yeteneğine ve anımsama gücüne bağlıdır. Bu yönüyle yazıdan farklılık gösterir. Kelimelerin temeli sözlü iletişime dayanır oysa ki yazı görsel olanın elindedir. Söz kulağa, yazı göze seslenir. Sözlü toplumlardan biri olan Kürtler, büyük bir ses dünyasında yaşamışlardır. Bu, büyük oranda dengbêjler aracılığıyla olmuştur. Bu yönüyle sözün değeri duymanın değeridir, söylemenin değeridir. Bu yönüyle kulak daha güvenilir,  değer verilir bir araçtır. Ancak her sözlü kültür bir evreden sonra yazıya yaslanmak zorunda kalmıştır. Yazıyı üretmek zorunda kalmıştır. Sözün yazıya evrilmesi birçok topluma göre Kürtlerde gecikmiştir. Bu gecikmenin sebebi ise özellikle cumhuriyet dönemindeki bilinçli baskılar ve asimilasyon süreçleridir.  Örnek: Masaldan, efsaneden destana geçiş. Dünyadan örnekler. Memê Alan-Mem û Zîn, Siyaben û Xecê, Xelef

DENGBÊJLER


Dengbej kelimesi Kürtçe’de bir olguyu sözle aktarmak anlamını içerir. ‘deng’ ses, ‘bêj’ söylemek, aktarmak anlamındadır.


Kürt müziğinin tarihsel-geleneksel kaynakları dengbêjlerdir. Dengbêj, “sesle anlatan” anlamına gelir.


Kürt romancılarından Mehmed Uzun dengbêjliği şöyle tanımlar; “Anadilim Kürtçe’de “deng” sestir. “Bêj” ise sese biçim verendir, sesi söyleyendir. Sese ruh kazandıran, sesi canlı hale getirendir. Sesi meslek edinmiş usta, mekânı ses olmuş insandır. Dengbêj, sesi kelam, kilam, müzik haline getirendir. Yani dengbêj; söyleyen, sözü nakşeden, belleği canlı, diri tutan, hatta bellek olandır.”(Uzun:2006)


Belleğe Vurgu: Evdalê Zeynikê ise söze ilgili şunu ifade etmiştir: “Devê min dikan e, Zarê min ji we ra qelem e-Evdalê Zeynikê/ Ağzım dükkân, konuşmam kalem size.”


Dengbêjlik Kürt halkının tüm motiflerini taşıyan, tarihsel gelişimini sözlü olarak günümüze aktarmada öncü rol oynayan, yaşamın sanata dönüştüğü alandır. Anlatılan destanın olay seyrini betimleyen farklı ruh hâllerine karşılık gelen ses renklerini kullanan, olaylara tanık olmanın, yaşananlara aracılık etmenin ötesinde, onlarla duygusal bir bağ da kurarak dinleyenleri adeta olayın yaşandığı mekâna götürürler.


Dengbêjlerşn önemli bir bölümü gezgin sanatçılardır. Geçmişte şehir şehir, köy köy dolaşmış, gittiği yerin nüfuslu kimselerin divanında sözlerini icra ederek geçimlerini sağlamış ve gittikleri yerin kilam ve lawjelerini de ele alıp onları yeniden derlemeleri sayesinde repertuarlarına zenginlik katmışlardır. Dengbêjler camiasında ‘dengbêjlerin şahı’ olarak kabul gören Evdalê Zeynikê’nin İran topraklarındaki büyük rakibi Şêx Silê, kendi mıntıkasından o kadar yolu kat ederek Serhat bölgesine gelir ve bu iki cemaat hafızası insan, günlerce atışarak birbirlerini alt etmeye çalışırlar.


Harvard Üniversitesi öğretim görevlisi Mehrdad R. Izady’nin verdiği bilgilere göre ise, “Part dönemi (MÖ 247-MS 227) boyunca bölgede ustaca örgütlenmiş ve repertuarlarında Mitraik yaradılış efsanesi ‘Mithrakân’ın kaydadeğer bir role sahip olduğu bir ozanlar ve halk hikayecileri (gosân) ağı mevcuttu –ki bu tüm Ortadoğu halklarında benzerleri olan bir tipolojidir ve farklı yönleri bulunmakla beraber Kürtlerdeki karşılığı da ‘dengbêj’dir.


Dengbejler arasında okuma yazma bilen, derlediği kilam ve lawjeleri yazıya dökenlerin sayısı yok denecek kadar azdır.


Dengbêjler yaşadıkları ya da duydukları toplumsal olayları, hikâyeleri, efsaneleri çoğu zaman belirli bazen de geçişken bir yapı/seyir içinde anlatan, hafızaları çok güçlü müzisyenlerdir.


Dengbêj anlatımında aslolan anlatılan hikâyelerdir. Makam, anlattılan dünyaya girmek için bir araçtır. Makam dengbêjin hafızasını güçlendirir. Dengbêj bu makamlarla olayın atmosferini kurar ve olayın gerilimini sağlar. Kullanılan makamlar genellikle; hüseynî, uşşak ve hicazdır.


Dengbêjlerin okuma üslubu “resitatif”tir. Yani yığmalı söyleyişe dayalıdır. [örnek verilecek]/Günümüz hiphop ve rap müziği ile benzerlikler gösteriyor.


Nizamettin Ariç’in söylediklerine göre, “Dengbêjler nefes almaktan sesi farklı yerlerde tınlatmaya kadar pek çok teknik için çalışıyorlarmış. Mesela; sırtlarını duvara dönüyorlar ve ellerini duvarla sırtlarının arasına koyup nefes alıyorlar. Ellerinin sırtları ve duvar arasında sıkışması gerekiyor ki diyaframa nefes alma alışkanlığı oluşsun. Ya da bardaktaki suya bir kamış daldırıp su kabarcıkları hiç bitmeyecek şekilde suya üflüyorlar, bu da ‘sürekli nefes’ alıştırması olarak kullanılıyor, yani bir yandan nefes verirken aynı anda almayı öğreniyorlar. Bu yöntem üflemeli enstrümanlarda da kullanılmaktadır.(kaval, mey, zurna vb.)


Dengbêjler, özellikle Evdalê Zeynikê döneminde yaygınlaşan bir şekilde, yanlarına talebeler/çıraklar alarak direkt bir aktarım yoluyla da kendilerinden sonraya aynı işlevi görecek bir temsilci bırakıyorlar. Bu, özellikle belirli bir dönem için, kurumlaşmaya işaret ediyor. Dengbêjlik geleneğinin bu ‘usta-çırak ilişkisi’ üzerinden geleceğe taşındığını söylemek mümkündür.


Dengbêjlik için ayrı bir sanat biçimidir diyoruz; çünkü dengbêjlik salt bir müzik sanatı olarak değerlendirilendirilemez. Dengbêjlik sadece müzik alanında eserler ortaya koymaz, tiyatro ve edebiyatın da ana kaynağını oluşturur.


Dengbêjler eserlerini icra ederlerken yaşanmış gerçekleri esas alırlar ve o anki ruh halini kullanırlar. Dolayısıyla aynı eseri tekrar tekrar icra ederlerken günümüz müziğinde olduğu gibi çok belirgin kalıplar kullanmazlar, bağımsızdırlar. Yani süreyi, sözleri ve makamı değişken olarak ve yine o anki ruh haline göre kullanırlar. Dengbêj çağdaş müziğe göre daha özgürdür; çünkü herhangi bir enstrümana bağımlı değildir, buna gerek duymaz.bir destanın, hikâyenin farklı bölgelerde farklı versiyonları ile karşılaşmamızın temel sebeplerinden biri de her dengbêjin kendi cümleleri ve kelime hazinesi ile o destan veya halk hikâyesini yeniden doğaçlama yeteneğidir.


Dengbêjlerin diğer en önemli özelliklerinden biri de doğaçlama yeteneklerinin çok güçlü olmasıdır. Yani bir eser oluştururken önceden hazırlık yapmak yerine, eseri icra sırasındaki ruh halini esas alırlar.


Dengbêjlikte mesaj verme özelliği /didaktiklik/öğreticilik esas alınır. Dengbêjlik; akla, mantığa, tasavvura uyarak, o ilkeleri kulak ardı etmeden , edebi ölçüyü taşırmadan, bir şeyleri anlatan veya kavratan, olası durumları ezgilerle, ister hicivli, isterse gülmeceli veya dramatik-ağlatıcı, üzüntüleri, acıları, sevinçleri, aşkı en iyi ifade etmesiyle de tiyatral bir özellik de taşır.


Dengbêjler aslında profesyonel müzisyenler değildirler, yaptıkları işin karşılığında bir şey almazlar ama iyi bir dengbêjin ihtiyaçları zaten halk tarafından ya da mîr tarafından karşılanır. Divan Edebiyatı sanatçıları da Osmanlı saray ve çevresi tarafından korunmakta, geçimleri için kendilerine yazdıkları eserler karşılığında ödüller veya maaş verilmektedir.


Mehmed Uzun (Rojek Ji Rojen Evdalê Zeynikê) kitabında Evdal Zeynikê ile ilgili şu anekdotu aktarır: Evdalê Zeynikê etrafında toplanan öğrencilerine şöyle bir öğüt verir; “Şagirtino… siz söylediklerinizden emin değilseniz söylemeyin. Parçaların üzerinde çalışın. Söylemleriniz ve stranlarınız sizi titretmediyse, yüreğinizi yakmıyorsa ve ruhunuz ısınmıyorsa o zaman siz konuşmalarda bulunmayın ve stran söylemeyin…”


Bazı araştırmacılar dengbejliği Evdale Zeynike öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırmaktadır.  Özellikle Evdale Zeynike bu geleneği daha da zenginleştirmiş, Kürt destanlarını kılam formunda söyleyen ilk dengbejdir.


Evdale Zeynike’den sonraki önemli dengbejler yine Serhat bölgesinden çıkmıştır. Bu dengbejlerin çoğunda Evdale Zeynike ekolü hakimdir. Evdale Zeynike’den sonra gelen kuşak, o zamana kadar kılamları belli ezgilerle enstrümansız söyleyen dengbejlerin aksine meyi de kullanmaya başladılar. Meyi ilk kullanan dengbejlerden biri de Şeroyê Biro’dur. Örnek verilecek.

Genel Anlamda Dengbêjlerin üç türde müzik yaptığını söylemek mümkün;

1- Halk dengbêjleri; efsaneleri, mitolojik ve tarihsel olayları, gelenek görenekleri alıp halk arasında dillendirirler.


2- Beylerin, ağaların, mirlerin kendi dengbêjleri.(atışmalar, günlerce süren yarışmalar...)/merkezi yerlerde


3- Kapı kapı dolaşan ve Kürt Halkı içerisinde kendilerine “mutrum” denenler


Dildar Şêko, dengbêjler için şunları ifade eder: “Kürtlerde ‘hunermend’ ve ‘dengbêj’ birbirinden ayrıdır. Hunermendler, genellikle hafif şarkılar, oynak şarkılar veya ayin şarkıları okurlar. Dengbêjler; enstrümansız, kendi hünerlerini, yeteneklerini, seslerini dörtdörtlük olarak açığa çıkarırlar. Herkes tarafından yorumu yapılabilir söylediklerinin, yani yoruma açık bir şekilde söylerler zaten. Kürt dengbêjlik sanatında müzik aletleri kullanılmaz. Enstrüman kullanmak dengbêjin zaafı olarak görülür. Ondan herkes şüphelenir çünkü bu sayede zaafını gizliyor gibi görünür.” Saz ile müzik yapanlara “hozan” ya da “tenbûrvan” denilir. “dem: zaman, bûhûr: zaman geçirme” anlamında kullanılır.”


Köylerde, uzun kış gecelerinde “dîwan”lar kurulur. Hakkâri bölgesinde buna “şevreşk” denir. Kelime anlamı ‘birlikte geçirilen gece’ olan şevbuhêrk; dengbêjlerin hikaye, masal veya destan anlattığı, divanhanede toplanan gece meclislerine verilen isimdir. Anlattıkları hikâyelerin içeriğini kimi zaman fantastik, kimi zaman tarihsel gerçekler(masal, aşk hikâyesi, savaşlar, kahramanlıklar vb.) oluşturur. Örnek: Sözlü Dimdim girişi


Destanlarda kahramanlık yönü ağır basar. Kötüler, şişman, özürlü; iyiler çok güzel, yiğit ve yakışıklıdır. Genellikle her iyi dengbêj bir ‘mîr’in (bey) himayesindedir. Mîrler onları, kendi yiğitliklerini, kendi aşiretlerinin tarihlerini belgelemek (hafızaya almak) için yanlarına alırlar. Aşiretler arası kavgalarda, savaşlarda onları da yanlarında götürürler. (Dimdim-ritmik örnek verilecek)


Dengbêjliğin icra alanından bahsetmekte yarar var. Nebi Güler, “Kürt Kültüründe Dengbêjlik ve Tragedya” adlı makalesinde dengbêjliğe dair şu yorumda bulunur; “Her konu ve temanın, üslup ve tarzın ayrı ayrı dengbêjliği vardır; kimi mâtemliler için , kimi gülmeceliler için, kimi savaş veya düğün için ve diğer konular için de mutlak bir dengbêjlik yolu vardır, ilk akla gelenleri sırası ile belirtmeliyim:


1) Destan Dengbêjleri , trajedi betimleyiciler


2 ) Govend-Halay Dengbêjleri,


3 ) Milli-siyasi Dengbêjler,


4 ) Şin Dengbêjleri (Matem-Yas için ),


5 ) Savaş Dengbêjleri


6 ) Mürüvvet Dengbêjleri(Dengbêjê mirazşahî) Evlilik törenlerinde


7 ) Aşk (evin) Dengbêjleri,


8 ) Komedyen, mizahçı veya hicivci Dengbêjler ,


9 ) Atışmalı Dengbêjler,


10 ) Kürt kültüründe hızla gelişen çalgılı , enstrümanlı yeni tarz Dengbêjleri ,


11 ) Yukarıda sayılanların tümünü bir arada sürdüren Dengbêjler,


12 ) Gülbank (ilāhi okuyan) Dengbêjler.


Kürdistan’ın farklı bölgelerinde farklı formasyonlarda dengbêjler yetişmiştir. [Erivan, Serhad, Botan vs.]


Bölgelere göre birkaç dengbêj örneği verecek olursak:


Serhat                    Şakîro, Ekremo, Kerem, Zahiro, Nuro


Botan                     Fadıl, Mirado Kinê, Dengbêj s. Hesen, Elmaz Mihemmed


Bahdînan                  İsa Berwarî, M.Arif Cizrawî, Meryem Xan, Kawîs Axa, M. Şexo                            


Soran                     Hasan Zîrek, Aziz Sharok, Ali Merdan,Tahir Tefiq    


Erivan                    Şeroyê Biro, Efoye Esed, Reşidê Baso, Egîdê Tecir, Neçoyê Cemal, Mecidê Sileman, Xana Zazê, Egîdê Cimo, Aramê Dîkran


Xerzan                    Karapetê Xaco, Salihê Qubinê, Teyiboyê Siertî, Salihê Şirnexi

Kürt Müziğinde Kadın Dengbêjler

Kadınlar sözlü kültür içerisinde önemli bir yere sahiptir. Ancak yaşamın her alanına nüfuz eden ataerkil toplum yapısı ve kültür, neredeyse hep erkeklerle özdeşleştirilir. Radyolarla birlikte, kadın dengbêjler de Erivan ve Bağdat  radyolarında okumaya başlarlar.  Örneğin, Susika Simo, Xana Zaze, Esmer-Nazdar Ferhat kardeşler, Fatma Muhammed, Aslîka Qadîr ve Diyarbakır’da dengbêjlik yapan Nergiz Açıkgöz ve Feleneknas Esmer gibi. Ne yazık ki, dengbêjler üzerine bir araştırma yapılmaya çalışıldığı zaman Eyşe Şan ve Meryem Xan’dan önce başka isimlere rastlamak ise oldukça güçtür.


1980 sonrası Kürt hareketindeki kadın imgesi önceki dönemlerden radikal bir şekilde ayrılarak “kendisiyle birlikte toplumu özgürleştirecek olan kadın”şeklinde yeniden inşa edilmiştir. Bu söylem sadece sözde kalmamış, pratiğe de geçmiştir. Günümüzde Barış Anneleri’nin, gerilla kadınların, Kürt Hareketi’nin legal partilerindeki kadınların aktivizminin ve bu partilerdeki kadın kotasının da gösterdiği üzere Kürt kadınları siyasete etkin olarak katılmaktalar. Tabii ki bu durum ile dünyada ve Türkiye’de 60’larla başlayan 80’lerde yükselişe geçen ikinci dalga feminist hareket arasında bir paralellik var.

Dengbêjlerde Ses Kullanımı

Dengbêjlerin ses kullanımlarına dair iki teknikten söz edilir: ‘Sewta serî/dengê mejî’ (kafa/beyin sesi-falsetto) ve ‘sewta qirikê’ (gırtlak sesi).


Dengbêj Kazo’nun anlattıklarına ve icrasına göre: sewta serî’nin ses teknikleri literatüründe de geçen ‘kafa sesi’nden çok sesin burun bölgesinde tınlatılarak geniş bir hacme kavuşmasını tarif ediyor. Ağzın içindeki hacmi kullanarak seste adeta ‘reverb’ etkisi yaratan bu teknik, gırtlak kullanımının yoruculuğunu azalttığı gibi dengbêjlerin uzun yıllar boyunca seslerini kaybetmemelerini ve hafızalarındaki kilamları unutmamalarını sağlıyor. Tiz seslerde damak ve burun bölgesinin genişler ve burnun yan taraflarında titreşimlere neden olan bu nazal kullanım ses literatüründeki ‘gizli gülüş’tekniğini hatırlatır. Dengbêjlik geleneğinin içinde yetiştiği coğrafi ve kültürel yapı da vokal teknikleri için önemli bir veridir. Soğuk ve dağlık yöreleri kapsayan Serhat coğrafyası (Ağrı, Erzurum, Kars, Van’ın bir bölümü) tiz ve gür seslerin, güçlü gırtlakların da diyarıdır aynı zamanda. “Çiyayî” yani dağlı sesler ve bu seslerin sahibi büyük dengbêjler Serhat bölgesini temsil etmektedir. Bölgedeki ses üslubu Kürtler arasında “sewta qulingî” yani “turnamsı ses” olarak ifadesini bulur. Bölgenin Kafkas topraklarına olan yakınlığı icralarda da etkisini gösterir. Kaval, duduk, mey gibi üflemeli çalgıların bir anlamda taklit edildiğini, dengbêj icralarında bu enstrümanlardaki vibrasyonların ve diğer tekniklerin kullanıldığını söyleyebiliriz.


Aşağı bölgelere inildikçe coğrafyayla birlikte seslerin de sadeleştiğini, daha yumuşak tonlarda kullanıldığını görüyoruz. Mardin, Diyarbakır, Urfa gibi bölgeler “germahî” (sıcak) bölgeler olarak adlandırılırken burada kullanılan ses de “deştî” (ovalı) bir karakter kazanıyor. Saz, tambur, rebab gibi telli çalgıların kullanıldığı ve vokal üslubunun da bu enstrümanlar eşliğinde bir icra sağlayacak biçimde şekillendiği bu coğrafya Türk, Fars ve Arap müziği etkilerinin de hissedildiği bir müzikal karaktere sahip. Örneğin, bir zamanlar dengbêjlik kültürünün yaşatıldığı en önemli mekânlardan biri olan medreselerde, kimi dengbêjlerin imamlık ya da hafızlık yaptıkları da bilinmektedir. Böylece Arap kültüründen devralınan Kur’an okuma üslubunun da geleneksel icralara yansıdığı söylenebilir. (örnek verilecek)


Özellikle Nasturilerle/Süryanilerle Kürtlerin bir zamanlar iç içe yaşadığı Hakkari bölgesi müziklerinde de müzikal formlardan vokal üsluplarına, ezgi kalıplarından ritmik yapılara, bu etkileşimin izlerini sürmek mümkündür. Gergin bir ses kullanımı ve yoğun ses atlamaları bu bölgedeki vokal üslubunun ana karakterini oluşturur. Hakkari bölgesindeki bu üsluba bazı açılardan Botan bölgesindeki icralarda da rastlanmaktadır. (örnek verilecek)


Bu noktada dengbêjlerin beslenme ve seslerini koruma yöntemlerinin de performanslarını artırıcı bir etkiye sahip olduğunu belirtmekte fayda var. Kazo’ya göre dengbêjler seslerini korumak ve güçlendirmek için süt, bal ve soğanı kaynatıp dilin altına koyarlar. Ayrıca pirinç lapası, tuz gibi besinler sesi yumuşattığı için çokça tüketilir.

Gelenekten Etkilenen Sanatçılar

Günümüzde Kürt müziği yapan üç önemli Kürt müzisyeni Ciwan Haco (Mirado ve M. Şêxo), Şivan Perwer(İsa Berwarî, M.Arif Cizrawî, Meryem Xan, Kawîs Axa), Nizamettin Ariç (Şakiro, Kerem ve Karapetê Xaco) bu dengbêjlerden birçok bakımdan etkilenerek tavırlarını oluşturduklarını ifade etmişlerdir. Bu alanda biraz daha sistematik çalışmalar yapan eğitim-araştırma çalışmalarını önemseyen Kardeş Türküler, Metin-Kemal Kahraman, Delil Dilanar, Aynur Doğan, Mikail Arslan gibi müzisyenleri saymak mümkündür.

Geleneğin Sona Ermesi

Dengbêjliğin tipolojisi ve Kürt müziğindeki rolleri  radyolar dönemi ve şehirleşme ile  birlikte değişmeye başlar. Dengbêjlerin birçoğu şarkılarını bu radyolar aracılığıyla halka ulaştırırlar.


Modern, yeni iletişim teknolojileri ile dengbêjlik kültürü de değişmiştir. Musiki dediğiniz, dengbêjlikte olduğu gibi sadece insan sesinin tınısını, kimi kez de insan sesi ile birlikte tek sesli bir müzik aletinin yoldaşlığını yanına katanlarla, yetinmez olur. Hatta bunda ısrar edenler, “ilkel” bulunur.


Kürt edebiyatının mihenk taşı sayılan sözlü gelenek, 60’lı yılların sonuna doğru bir duraklama dönemi yaşar. ‘68 ruhu dünyaya yepyeni bir dalga yayarken sanatın nerdeyse her alanında bir dalgalanma yaşanır, marjinal tarzlar ortaya çıkar ve hızlı bir şekilde kabul görmeye başlar. 70’lerin sonunda artık Türkiyeli Kürtler de televizyonla tanışır ve dengbejlik gibi bu ağızdan ağza, kulaktan kulağa mucizevi bir şekilde aktarılan geleneksel ve doğal mecranın önüne bir anda bent çekilir. Televizyonun yaygınlaşmasıyla birlikte birçok halk masalı ve destan unutulmaya başlar. Ölen her dengbêjle birlikte bir kültür hazinesi de kaybolmaya yüz tutmaya başladı.


Bir ara, Ermenistan’daki Erivan Radyosu’nun yaptığı bazı yenilikler –Kürtçe eski kilamların aranje edilmesi gibi- Türkiye’de de etkisini gösterir ve bazı dengbêjler stüdyoya girip enstrümanlar eşliğinde şarkı söylemeye başlar ve önemli denebilecek bir dinleyici kesimine de ulaşırlar; ancak 1980 darbesi bu yenilenme çabasını daha emekleme dönemindeyken boğdu. 80’li yıllardan 1990’lara kadar dengbejliğin esemesi, ne Kürtler ne de Türkler tarafından telaffuz edildi.


Özal dönemindeki kısmi haklarla birlikte 1990’larda kimi organizatörler ve Unkapanı piyasası, tamamen ticari bir atraksiyonla dengbejliğe de el uzatmaya başladı. Sayıları zaten çok az olan bu fikir ve söz insanları birer ikişer sürdürdükleri münzevi hayatlarından koparılıp büyük şehirlere; buradaki bar, kafeterya ya da sözüm ona diğer kültürel etkinliklerde sahne almak üzere getiriliyorlar.


Temel Sebepler: Güçlü Kürt hanedan ve saraylarının bir bir ortadan kalkması, tekke ve zaviyelerin kapatılması, Kürtçe eğitim veren medreselere yönelik yasaklama ve baskılar, yazılı kültürün üretildiği merkezlerin yok olması anlamına gelmektedir. Öte yandan Marksizmle yarım yamalak bir biçimde tanışan aydınların yazılı kültürün üretildiği medreselere yönelik “laikçi” yaklaşımı ve reddinden de söz edilmeli. Cegerxwîn ve Şivan ikilisinin “Şêxa bikujin, mela pelêxin” (Şeyhleri öldürün, mollaları ezin) mealindeki yaklaşımları, yazılı Kürtçeyi üreten ve yaşatan bu sınıfın çöküşünü hızlandırdı.


Kürtlere dair var olan her şeyin yasaklandığı 1980’li yıllarda, Kürt sanatçılarının önemli bir bölümü Avrupa’ya gitmek zorunda kaldılar. Bu sanatçılar,Avrupa’daki müzik tekniklerinden ve akımlarından etkilendiler. Bunların başında Ciwan Haco, Şivan Perwer, Nizamettin Ariç, Koma Wetan vb. o dönemin bir çok genç kuşak sanatçısı geliyordu.


1970’li yıllardan itibaren Kürt müziğine hakim olan sert protest ve ajitasyon dönemi 1990’lı yılların ortalarına kadar sürdü.1990’lı yıllardan itibaren Avrupa’daki Kürt sanatçıları, tekrar geleneksel Kürt müziğini araştırmaya ve geleneksel formları modern müzikal akımlarla sentezleyip yorumlamaya koyuldular. İşte bu şüreçte dengbêjlerin miras yeniden fark edilmeye başlandı.

Neler Yapılabilir?

Önemli olan folklor ürünlerine dilsel ürünler olarak da bakmak, modern dili üslûpçu bir dille beslemektir. Modern edebiyatın bu dili tanıması, klasik edebiyat ve kültürün yanında bu dille de ilişki kurması hayatî önemdedir. Mehmed Uzun’un modern anlatılarında bu dile yönelim vardır.

Dengbêj icraları dilbilimsel, anlambilimsel, tarihsel, müzikal ve dramatik özellikleriyle de incelenmeyi bekliyor. Bu anlatılarda çok çeşitli sözcükler, söz oyunları, üslûp özellikleriyle karşılaşılmaktadır.

Bugün dünyadaki masal, destan, efsane, halk hikâyesi, ağıt gibi belli  başlı halkbilim öğeleri arasındaki benzerlikleri ortaya koyan motif sözlükleri yayımlanıyor. Ancak Kürt halkbiliminde bu tür metodolojik yaklaşımlara rastlamak güçtür. Sistematik arşiv geleneği gerekmektedir. Geleneğin üzerine inşa edilecek bir müzik için eğitim-araştırma ve saha çalışmalarına önem vermek gerekiyor.

Dengbêjliğin içinde bulunduğu sosyo-kültürel ve ekonomil toplumsal yapı artık geride kaldı. Kürt toplumu, özellikle savaş ve buna bağlı olarak göçlerle birlikte kendi dinamiklerinin de etkilediği hızlı bir çözülme/dönüşüm yaşıyor.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, kimi yerel yönetimlerin ve kimi sivil toplum kuruluşlarının hem Dengbêjliğe hem de geleneksel müziği sahiplenmelerine rağmen; realitenin “geleneksel müziğin” yokoluşuna doğru gittiği, gösterilen ilginin de, ilgi duyanlar nezdinde sadece “nostalji”ye gönderme yapmak, kabiliyle sınırlı kaldığı görülüyor. 

“Dengbêj Evleri” açmak, Dengbêjlere değer vermek elbette önemlidir. Modernitenin önüne geleni silip süpürdüğü “modern zamanlarda” geleneksel motiflerden yola çıkan müzikal çabalara destek olmak da elbette önemlidir. (Diyarbakır, Van, Batman, İstanbul, Mersin vb.) Önemli Nokta:  “yerele” dair politikası “yereli tercih etmek”, “yereli öne çıkarmak” mantığı ile örtüşmüyorsa, bütün “yerel sivil çabalar” iyiniyet çabaları olmaktan öteye gitmez / gidemez / gitmiyor da.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Turizim Müdürlüğü, 'Dengbêj ve Dengbêjlik Geleneği' projesi çerçevesinde bölgede yaşayan 100 dengbêj ile görüşme yaparak, dengbêjlerin kısa özgeçmişleri ile stranlarının yer aldığı 'Dengbêj Antolojisi' hazırladı. Bazı sanatçılar ve sanat çevreleri dışında (BGST-EYHOK)dengbejlerin kilamlarına karşın politik hareketlenmeye paralel olarak özellikle 1990’lı yıllarda Kürt müziğinde müthiş bir ajitasyon dönemi başladı.

Kürt müziğinin belirleyici karakteristik özelliklerini yansıtan eserler, dengbejlerin yaptığı eserlerdir. Kayıt edilen ve az da olsa günümüze kadar ulaşan bu eserler, 1920 li yıllarda yapılan ilk taş plak kayıtlarından 70’li yılların sonlarına kadar ki dönemi kapsamaktadır. Kürt müziğinin bu dönemi yeterince etüt edilmemiş, bu sanatçılarımızın eserleri ve biyografileri yeterince araştırılmamıştır. Sanatçıların kayıtları halka düzenli ve çağının teknik standartlarına uygun bir kalite ile henüz sunulabilmiş değildir. Erivan ve Bağdat radyosundaki kayıtlar yeterince muhafaza edilmemiştir.

* Bu yazı daha önceki çalışmalardan toparlanmış derleme bir yazıdır. Yazı bir sunuya dönük olarak hazırlanmış olduğu için  kısa kısa notlardan oluşmaktadır. Sözkonusu yazılardan bazılarının linkleri:

http://www.daplatform.com/news.php?nid=25

http://www.daplatform.com/news.php?nid=23

http://www.daplatform.com/news.php?nid=1548

http://www.daplatform.com/news.php?nid=471