En Kahraman Kılıçdaroğlu

Ergin Doğru
13 Temmuz 2010

Çok derinlerde yapılan bir operasyonla CHP’nin başına geçirilen Kılıçdaroğlu, gün geçtikçe gerçek yüzünü gösteriyor. Her yaptığı konuşmayla kendisine biçilen misyonla ve kendisine yakıştırılan Gandi kimliği ile uzaktan yakından alakası olmadığını göstermeye başladı. Medyanın, büyük bir rüzgarla yelkenlerini şişirip iteklediği Kılıçdaroğlu, adım adım iktidara hazırlanıyor. Kılıçdaroğlu, Amerikan ve AB elçilerinden sonra stratejik ortağı konumundaki askerle de samimi görüntüler vermeye özen gösterdi. Basını, derin odakları ile Kılıçdaroğlu iktidara hazırlanadursun olan Türkiye’ye oluyor.

Halkımız, AKP ve statükocu rejimin on yıllardır sürdürdüğü sömürüye karşı her dönem kendisine yutturulan kurtarıcılarla daha beter duruma getirilseler de, kurtarıcı kahramanlar aramaktan vazgeçmedi. İş böyle olunca Menderes’ten Ecevitlere, Demirel’den Erdoğan’a bulunan her kahraman döneminde en fazla ezilen, sömürülen ve yaşama inancını kaybeden bu halka, yeni bir kahraman yutturulmak isteniyor. Yıllardır sol bir önder özlemi içerisinde olan halka solla hiçbir alakası olmayan  
CHP’den, kimliğini bile söylemekten imtina eden sahte bir kahraman çıkarıldı. Denizleri, Mahirleri, İboları, Mazlumları görmüş ve tanımış olan Türkiye halklarına, belki de yapılmış en büyük haksızlık da bu oldu. Medyanın yaratığı sahte kahraman Kılıçdaroğlu'nun ise, konuştukça makyajı aktı ve maskesi düştü. CHP’yi ve zihniyetini tanıyanlar için sürpriz olmasa da yeni bir kahraman bekleyen halk için yaşananlar ve söylenenler tam bir hayal kırıklığı oldu ve olmaya devam ediyor.

Kılıçdaroğlu ile ilk hayal kırıklığını Dersimliler ve Aleviler yaşadı. CHP tarihinde ilk kez Kürt ve Alevi bir kişinin başa geçtiğini düşünenleri Kılıçdaroğlu hemen yanıtladı: “Soyumuz Horasan'dan gelme Nasrettin Hoca torunuyuz, kesinlikle Kürt değilim hatta Alevi de olmayabilirim.” Herkes Kürt ve Alevi olduğunu bilse de o, Soner Yalçın’a gönderdiği bu cevapla aslında inkarcı resmi ideolojinin sıradan bir bürokratı olduğunu gösterdi.

Dersimliler ve Alevilerden sonra sol düşüncülere inanan ve barış isteyenler de hayal kırıklığı yaşamaya devam ediyor. Kılıçdaroğlu’nun kongre konuşmasındaki sol sloganlara bakıp AKP’ den kurtulmak isteyenler, daha çok bekleyecekler herhalde. Kılıçdaroğlu, Tokat mitinginde ne kadar devletçi olduğunu söylemenin dışında milliyetçi karakterini de gösterdi: “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganını MHP'den duymuştuk; ama anlaşılan o ki sahte kahramanımız MHP ile yarışmaya devam edecek, zira onların sloganını çalmakla yetinmeyecek gibi, demeye gerek kalmadan Kılıçdaroğlu milliyetçiliğini ve ne kadar “yürekli” olduğunu göstermek için bir hamle daha yaptı. Erdoğan’a: “Erkek adam siperde çömelir mi?”diyerek Bahçeli’nin bir adım önüne geçti. Kemal Ağabey yetinir mi! derhal randevuları alarak sola rahmet okutacak bir hamle daha yaptı ve stratejik ortağı Genelkurmay Başkanı ile cepheye koştu. Herkes onu Sivas Madımak'a beklerken, o ustası Baykal gibi Alevilere bir çalım daha atarak cepheye koştu. “Ülke savaş halindeyken Madımak nedirki?” diye düşünmüştür herhalde. O cepheye gidedursun, onu beş gözle bekleyen Alevi örgütleri, bu çalımdan ders alabilmiş midir? Bilinmez.

Hızını alamayan Kılıçdaroğlu, cephede muzaffer komutan yamağı edasıyla ayakta dururken, cephe gerisini de unutmadı. Korucu köyünü ziyaret ederek fatiha okumayı da ihmal etmedi. Kime mesaj verir bilinmez; ama fatihayı bilip bilmediğini test etmek lazım. Gerçi çok beklemeyiz herhalde! Kemal ağabeyimiz bize bu mesajları bundan sonra daha sık vereceği için test ederiz herhalde. Fatiha okuma yeteneğini, siperde dik durma becerisini test ettiğimiz Horasan ereni Nasrettin Hoca torunu Kılıçdaroğlu’ndan bir ricada bulunmak gerekiyor. Tüm becerilerin sana kalsın; ama zaten hiç benimsemediğin ve kendine yakıştırmadığın, cepheden gösterdiğin sana yakıştırılan bu Gandi benzetmesiyle ilgili de bir açıklama yap. Bu açıklamayı yap da Gandi de mezarında rahat uyusun. Anlamadınız mı deme sakın, biz anladık da seni öyle görmek isteyenler ve göstermek isteyenler bundan vazgeçmiyor. Durum böyle olunca da, olan büyük bedellerle Gandi felsefesini yaratan, Gandi'ye haksızlık oluyor. İtiraf et, açıkla da herkes kurtulsun bu ıstıraptan.

Tabii Kılıçdaroğlu ile yaşananlar sadece hayal kırıklıkları değil. Kendisinden çok şey beklenen kahramanımız konuştukça çapını ve yeteneğini göstermeye devam etti. Diline doladığı yolsuzluk ve yoksulluk için çözümünün ne olduğunu söylemese de bol keseden vaat dağıtarak Türkiye siyasetine ısındığını ve onu öğrendiğini gösterdi. Öyle ya, Türk siyasetinde esas olan çözüm bulmak değil, önemli olanı vaat dağıtacaksın, nasıl yapacağın önemli değil. Mitinglerde işi o kadar abarttı ki bize Cem Uzan’ı hatırlattı. Trabzon’da stat mı lazım ver gitsin...

Sadece vaatler olsa razı olacağız; ama dedik ya Kılıçdaroğlu Türk tarzı siyaseti öğrendi. Bir gün ak dediğine ertesi gün kara diyor ya da yanlış anlaşıldım diye geçiştiriyor. Aslında biz siyasetçilerin daha çok uçakta verdikleri demeçleri unutmalarına ya da Kürt coğrafyasında söylediklerini batıda inkar etmesine alışmıştık; ama kahramanımız hepsini geçti. Öymen’e Dersim’de kafa tuttu, Ankara’da alkışladı, Batman’da af dedi, Ankara’ da haşa!! Son marifeti de türbanı okula sokacağım dedi partideki Kemalistler diş gösterince tövbe demedim diye çark etti. Ne diyebiliriz ki, dün uçakta Kürt coğrafyasında inkar etmek modaydı, şimdi ise aklına geldiğinde söyleyip sonra inkar etmek moda. Bu modanın öncüsü de kahramanımız Kılıçdaroğlu.

Ne yapabiliriz, rabbimize sığınıp dua etmenin dışında! Allah kahramanımız Kılıçdaroğlu’nun yeni maceralarından korusun bizi. Her hamlesiyle belleğimizi, bilgimizi ve değerlerimizi ters düz eden Tuncelili Kemal, serüvenine devam ettikçe, olan kahraman bekleyen halkımıza olacak gibi. Ne kadar maskeleri düşse de yeni maskeler takmakta maharetliler... Durum bu olunca bize düşen de sahte kahraman Kılıçdaroğlu’nun maceralarını takip ederek kaderimize isyan etmek olacak gibi!