21. yüzyıl orduları nasıl olmalı, Heper nerede yanılıyor
Lale Kemal
10 Mart 2010
Güney Amerika ülkesi Şili, Augusta Pinochet’nin acımasız askerî rejiminden, Soğuk Savaş’ın sona erdiği 1990’lı yıllarda, anayasal reformlarla kurtulma sürecine girdi.
Şubat ayı sonlarında Şili’yi sarsan şiddetli depreme ilişkin bölgeden geçen bir haber, profesyonel gücüyle bir dönemin savaş makinesi Şili ordusunun bugün geldiği noktayı anlatması açısından çok çarpıcıydı.
Fransız haber ajansıAFP ’nin, 27 şubat günü geçtiği habere göre, Şili’yi bir dönem demir yumrukla yönettikten sonra demokratik sivil denetimi sağlanan ordu mensupları, yardımına koştukları depremzedeler tarafından tezahüratla karşılanıyorlardı.
Pinochet’nin pek çok kurbanından biri olan Şili Devlet Başkanı Michelle Bachelet, depremi istismar eden yağmacıların bu eylemlerinin kaosa dönüşme tehlikesi üzerine duruma müdahale etmeleri için ordunun barakalarından çıkması talimatını veriyor ve “ordu bugünler için lazım,” diyordu.
Yasal reformlarla asli görevi olan yurt savunmasına çekilen Şili ordusu, artık darbe ya da darbe planları yapmak için değil vatandaşına, afet gibi zor günlerinde yardım için var.
Önceki günkü Erzincan depreminin en çok etkilediği köylere giden yolların, yardım ekipleri, ambülanslar ve gazetecilerin oluşturduğu izdiham nedeniyle kapandığı ve yardımın bu yüzden felaketzedelere geç ulaştığı haberlerini duyunca niye hava yoluyla, helikopterlerle yardım ulaştırılmıyor diye, sordum kendi kendime. Öyle ya, güçlü bir ordumuz var, o zaman silah envanterimizin de deprem bölgelerine ulaşacak yeterlilikte olması lazım. Ama ne gezer! Bütün gazeteleri taradım, yalnızca bir gazetede helikopter resmine rastladım. Keza orman yangınları çıktığında da bu kez sivil kurumlara ait yangın söndürme helikopterlerinin eksikliği gündeme gelir, konu sonra kapanır, gider, taa ki yeni bir yangın felaketine kadar.
Şili’den, genelinde deprem özelinde de ordu-sivil ilişkileri anlamında çok ders almamız lazımken yakında yayımlanan bir makale, bu anlamda ümit verici değildi.
Şili ordusu, Pinochet önderliğinde ülkeyi acımasız şekilde yönetirken de bizdekinin tersine profesyonel bir orduydu. Dolayısıyla tek başına profesyonel oluşu, siyasi otoritelerce demokratik sivil denetiminin sağlandığı anlamına gelmiyor.
Gelin görün ki, Bilkent Üniversitesi profesörlerinden Metin Heper, Star gazetesinin Açık Görüş ekinde 7 mart tarihinde yayımlanan makalesinde, sanki Şili gerçeğinden habersizmişçesine, hem de Soğuk Savaş dönemi ordu modelini asker adına öneriyor. Asker adına diyorum zira, makalesinin anonsunda da belirtildiği gibi kendisi Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un referans verdiği bir akademisyen. Zaten makaleyi okuduğunuzda, bu metnin aslında asker tarafından kaleme alındığı izlenimini de güçlü şekilde hissediyorsunuz.
Prof. Heper, makalesinin bir yerinde şöyle diyor; “Orgeneral Başbuğ’un, asker-sivil ilişkilerinde son sözün sivillerde olduğu düşüncesinin arkasında yatan sebep, sivillerin asker üzerindeki denetimini, bu konu ile ilgili genel literatürde değinilen, ‘sübjektif kontrol’e değil, ‘objektif kontrol’e bağlamasıdır. Sübjektif kontrol, sivillerin aldıkları bazı tedbirler ile (örğ. bazı kanun maddeleri) askeri kontrol altında tutmaya çalışmalarıdır. Objektif kontrol ise, ordunun, profesyonel, yani kendi görevini iyi ifa eden bir ordu olması ve sadece kendi görevlerine odaklanması, siyasete karışmanın kendi profesyonel yapısını zedeleyeceğini düşünmesi ve siyasetin dışında kalmaya çalışmasıdır.”
Heper’in Başbuğ’a atfen aktardığı yukarıdaki görüşler, Samuel Huntington’ın 1957 yılında kaleme aldığı The Soldier and the State başlıklı kitabından esinlenmiş. Oysaki Heper’in, objektif kontrol diye tanımladığı ve TSK’nın arzu ettiği yapılanma, yani 53 yıl önceki profesyonel ordu modeli, bugünün demokratik ülkelerindeki ordu modelini yansıtmıyor. Şili dahil Latin Amerika orduları, Soğuk Savaş’ın en profesyonel ordularıydı ama işkence ve ölüm makinelerine dönüştüler, dolayısıyla profesyonelleştikçe siyasetten çekilmediler. Zira üzerlerinde toplumsal demokratik denetim yoktu. 1957’den 2000’li yıllara gelelim. Huntington “Sivil Denetim” der, halbuki 21. yüzyıl “Demokratik Sivil Denetim” yüzyılıdır. Sayın Heper’e, TESEV’den çıkan, iki güvenlik almanağını okumasını tavsiye ederim...
DÜZELTME
3 Mart 2010 tarihli, “Silahlı gücün politik hezimeti...” başlıklı yazımda, 8. paragraf, satır 12’de geçen, “5 asırda,” ibaresini “50 yıl” şeklinde düzeltir, özür dilerim. loglu@superonline.com






