Amerikan çuvalı ile ödeşme planları

Ayhan Bilgen
06 Şubat 2010

Kamuoyunda Çuvalcı General olarak bilinen ABD komutanı önemli görüşmeler için Türkiye'ye geldi. Irak'ta Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı Türk Birliğine yapılan muamele sonrası medya ve siyaset dünyasında kullanılan ifadeleri hatırlıyorum. Generali elimize geçirsek bir kaşık suda boğacağımızı sanırdınız.

O gün taşıdığımız duyguları bu gün unutabilmemizi sağlayabilecek tek konu olabilir. Evet, tam tahmin ettiğiniz gibi. Amerikalı General örgütün üst düzey yöneticilerinin de başına çuval geçirip, Türk ordusuna teslim ederse geçmiş ve gelecek tüm günahları affedilecektir. Türklerin, kendi başlarındaki çuvalı çıkaramadığında, Kürtlerin de başına çuval geçirilmesi ile tatmin olmalarını hangi psikoloji ile analiz edebiliriz bilmiyorum. Bildiğim bir şey var ki Ankara'da bu plana ciddi ciddi umut bağlayan 'terör uzmanları' gittikçe çoğalıyor. Birileri ABD yönetiminin bir süredir çok net biçimde ifade ettiği, 'güvenlik kaygılarınızı anlıyoruz, destek vermeye hazırız ama siyasal çözüm için adım atın' yaklaşımını, yeniden Amerikalıların önüne koymak istiyor. Demek istiyorlar ki, 'biz demokratikleşme konusunda bu kadarını yapabildik, şimdi siz terörle mücadelede gereken katkıyı yapın'.

Buraya kadar her şey tamam, diyelim. Bu iş farelerin kedi ile ilgili planına benziyor. Hani fareler kediden korunmak için gayet akıllıca bir çözüm bulmuşlar. Kedinin boynuna bir çan asacaklar ve kedi geldiğinde sesi duyup kurtulacaklar. Hikayenin bundan sonrası Kandil'de operasyon yapmaya benziyor. Her şey, kedinin boynuna çanı kimin asacağına gelip takılıyor. Kandil'de askeri operasyonla tereyağından kıl çeker gibi işi çözmek fena bir proje gibi gözükmüyor ama iş, kimin yapacağına gelince her kes topu birbirine atıyor.

Türkiye, ateşi maşa ile tutmaktan yana ve bu görevi KDP güçlerine havale etmek istiyor. Irak Kürtleri, Türkiye kadar devlet tecrübesine sahip olmasalar da otuz yılda bazı şeyleri öğrenmişler. En kötü ihtimalle siz önden buyurun demeyi düşünüyorlar. Enerji nakil projelerinin selametinin, Türklerin onurundan da, Kürtlerin kanından da kıymetli olduğunda hiç şüphe yok.

Ne Türkiye'nin ne de Kürtlerin Amerika ile savaşmasından yanayım. Ama Amerika'dan olmayacak şeyler istemek üzerine kurulacak politikaların, maliyetinin yüksekliği bir yana sonucunun hayal kırıklığı olacağı da baştan bellidir.

Ergenekon davasını uzatarak Türkiye'de hükümet denklemini korumak bir noktaya kadar mümkün gözüküyor. Herkes gereken mesajı aldıktan ve bir kısım tasfiyeden sonra ABD Türkiye'den beklentilerini yeniden tanımlarsa şaşırmamak gerekir. Bu yolun kiminle yürüneceği konusu netleşmese de tek başına Erdoğan ile yürünemeyeceği konusu gittikçe zihinlere oturmaya başlıyor. İran ile ilgili planlar netleştikçe yeni partnerin ne kadar bu günkü iktidar partisi içinden çıkacağı ya da ne kadar yeni aktörlerin sahneye sürüleceği netleşecektir. Türkiye siyasetinde manipülasyon yapmak, Başbakan'ı kızdırmak kadar kolay gözükmektedir. Sarıgül projesi seçim barajını aşarsa ne olacağını tahmin etmek mümkün, yok eğer aşamazsa o zaman görün siz Türkiye'nin ne açılımlara gebe olduğunu. Ya da büyük sihirbazın çuvalından ne çıkacağını.